Hiç Kalp Kırdınız mı ?

HANIMAĞA

ADMİN
Yönetici
Katılım
13 May 2012
Mesajlar
37,403
Tepkime puanı
7,598
Puanları
0
Hiç Kalp Kırdınız mı ?



Bir baba, bir gün oğluna ''Her kırdığın insan için şu tahtaya bir çivi çak'' der.
Oğlu, babasının dediğini yapar ve her kırdığı insan için tahtaya bir çivi çakar.
Bir süre sonra bakar ki tahta çivilerle dolmuş, taşmıştır.
Babasına gösterir.
Babası ''Peki şimdi kırdığın insanların gönlünü al ve her aldığın gönül için bir çiviyi sök'' der.
Zaman geçer Çocuk söylenileni yapar ve babasının yanına çivileri söküp geri gelir ama.. tahta delik deşiktir... Baba tahtayı eline alır ve evladına şöyle der;
''İnsan kalbi bu tahta gibidir oğlum, kırdığın kalbi belki düzeltirsin ama izi her zaman kalır.''

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde; mübârek elleri ile Kâbe'yi göstererek; “Ey Kâbe, sen Allah’ın evisin. Sen mübâreksin fakat bir Müslüman, bir mü'minin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük günaha girerbuyuruyor.


Hoca Ahmet Yesevi;
“Kafir bile olsa hiçbir kimsenin kalbini kırma. Kalp kırmak, Allahü Teâlâ’yı incitmek demektir.” der...

Hiç kimseyi incitmemelidir. Değil müminin kalbini, kâfirin kalbini bile incitmeye hakkımız yoktur. Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırmamalıdır. Çünkü kalb kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir...


Kalb yani gönül, mahlûkların en üstünü, en şereflisidir.
İnsan, insanın dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibi, kalb de, insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için çok kıymetlidir.
Kendinde çok şey bulunan, Allahü teâlâya her şeyden dahâ yakındır. Bu sebeple, küfürden sonra en büyük günah, kalb kırmaktır. Kâfirin dahi kalbini kırmamalıdır.

Salih bir Müslümanın korkusu, bir başkasının kalbini kırmak, onu incitmektir. Dinini bilen ve bildiklerine uygun hareket eden sâlih bir Müslüman, ölü gibidir, hiç kimsenin kalbini kırmaz, incitmez.
Zira bir ölünün, diri ile kavga ettiği hiç görülmemiştir. Nizâmeddîn Evliyâ hazretleri; Kalb kırmak, Allahü teâlânın lütfunu incitmektir. Neye uğrarsa uğrasın, sâlih kimse, aslâ kimseye kötü söylememeli ve lânet etmemelidir. İnsanların kabahatlerini açıklamamalıdır buyurmuştur.

Bir kalbi kırmak, senelerce ibâdet ve zikir sevabının hepsini alıp götürür. İslâmiyet öyle bir dindir ki, kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır. Nerde kaldı ki, Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine inanan, Allah diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir müminin kalbini kırmak, çok büyük günahtır, harâmdır.
70 defa Kâbeyi yıkmak! Peygamber efendimiz; mübârek elleri ile Kâbeyi göstererek; (Ey Kâbe, sen Allahın evisin. Sen mübâreksin fakat bir Müslüman, bir müminin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük günaha girer) buyuruyor. Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben böyle buyuruyor. Bir mümin, bir müminin kalbini kırsa, 70 defa Kâbeyi yıkmaktan beter günaha girmektedir.

Müslüman olarak hepimizin bunları okumamız, öğrenmemiz ve ona göre hareket etmemiz lazımdır. Din büyükleri buyuruyor ki: Her günâh, îmânı tehlikeye sokmaya sebep olabilir ama şu üç günâhın tesiri daha kuvvetlidir:
1- İmân nimetine şükretmemek.
2- İmânın gitmesinden korkmamak.
3- Müminleri incitmek, kalblerini kırmak. Hadis-i şerifte; (Kalb kırmak, Kâbeyi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyurulmuştur.

İyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Allahü teâlâyı en çok inciten, küfürden, inkârdan sonra, kalb kırmak gibi büyük bir günah yoktur.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, âsî olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, âsî olan komşuyu da korumak lâzımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyâde inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günâh yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi döğülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir.
Her şeyin biricik mâliki, sâhibi olan efendinin şânını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlûkları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hattâ, onun emrini yapmak olur.

Abdullah-ı Dehlevî hazretleri de buyuruyor ki; Talebe, sâdık olan tâlib demektir. Allahü teâlânın sevgisi ile ve Onun sevgisine kavuşmak arzusu ile yanmaktadır. Bilmediği, anlayamadığı bir aşk ile şaşkın hâldedir. Uykusu kaçar, gözyaşları dinmez. Geçmişteki günahlarından utanarak başını kaldıramaz. Her işinde Allahtan korkar, titrer, Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Her işinde sabreder. Her geçimsizlikte, sıkıntıda kusûru kendisinde görür. Her nefeste Allahını düşünür. Gaflet ile yaşamaz. Kimseyle münâkaşa etmez. Bir kalbi incitmekten korkar.

Kalbleri Allahü teâlânın evi bilir. Hiç kimseyi incitme! Netice olarak; kalb kırmamalı, hiç kimseyi incitmemelidir. Değil müminin kalbini, kâfirin kalbini bile incitmeye hakkımız yoktur. Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırmamalıdır. Çünkü kalb kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir. Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Ev sahibine eziyet edenin komşusu da incinir. Gıybet, suizan ve kalb kırmak, kul hakkıdır. Eziyetlere katlanmak, kızmamak, güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak, güzel ahlâktandır. Bunun için hiç kimseyle münakaşa etmemelidir. Münakaşa, dostun dostluğunu giderir, düşmanın da düşmanlığını arttırır.

Nereden bakılırsa bakılsın, hep zarardır. Müminler dua eder, fâsıklar, münâfıklar ise, dedikodu ve gıybet ederler. Aklı olan İslamiyete uyar, Müslüman olur, hizmet eder. Nefsine, şeytana uyan ise, inkâra, küfre kayar. İslamiyete uyan Cennete, nefsine uyan da, Cehenneme gider.

Ve Ahmed Yesevî hazretlerinin buyurduğu gibi: Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! Kalb kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir.
 

Tc MUTLU

ADMİN
Yönetici
Katılım
2 Ocak 2019
Mesajlar
2,274
Tepkime puanı
1,694
Puanları
113
emeginize saglik hanimaga paylasim icin tesekkürler
 

Ayazz

ADMİN
Yönetici
Katılım
9 Nis 2012
Mesajlar
9,631
Tepkime puanı
3,736
Puanları
113
emeğine sağlık Hanımağa, bu anlamlı paylaşım için teşekkürler...
 

Üst